PAYLAŞ

Uçan arabalar, bilim-kurgu filmlerinin başlıca bileşenlerinden biri oldu.  Back to the Future 2 filminde Marty McFly zaman makinesi ile 2015 yılına geldiğinde etraf uçan arabalarla doluydu. Fakat 2018 yılına geldik uçan arabaları göremiyoruz. Ne oldu? Nerede yanlış yaptık?

Geçmiş dönemlerin fütüristik düşünceleri ve bilimkurgu filmlerinden aşina olduğumuz uçan otomobiller 1900’ların ortalarındaki bilimkurgu roman ve illüstrasyonlarında, 2000’lerin dünyası sıklıkla resmedilmişti. Bu gelecek görüşüne sahip eserlerde minik cep bilgisayarları, elde tutulan video telefonlar, uzay araçları ve uçan arabalar sıklıkla konu edilmiştir. Bunların bir çoğu çoktan gerçekleşti ama hala gökyüzünde uçan arabalar göremiyoruz. Bilişim, biyoteknoloji, nanoteknoloji ve diğerleri bazı bilimlerin aksine ulaşım teknolojileri oldukça yavaş bir hızda ilerliyor.  Mevcut otomotiv teknolojileri bize istediğimiz yere hızlı ya da yavaş gitme özgürlüğünü ve gideceğimiz yeri/zamanı seçme kontrolünü verse de araçlar hala yerde seyahat etmek zorunda.

Uçan otomobiller 60’lı yıllardan beri hep insanlığın hayallerini süslemiştir. Fakat bunları gerçekleştirecek teknoloji hep ulaşılamaz gibi görünüyordu. Aslında uçan otomobiller zaten var fakat onların sıradan uçaktan bir farkları yok ve sürmek için uçak sürme ehliyetiniz ve olması ve sürekli uçuş izniniz olması gerekiyor.  Ve bu uçakların çok büyük, pahalı, tehlikeli ve karmaşık araçlar olması ise kişisel havacılığın bir kaç  eğlenmek için kullandığı zengin hobisinden öteye geçememesine sebep oldu.

Geleneksel uçaklar yatay biçimde havalanırlar; kanatlarının aracı havalandırması için önce yeterli hıza ulaşması gerekir. Bu da uçakların havalanmak ve inmek için uzun pistlere ihtiyaç duymasına sebep olur. Uçan otomobil geliştiren girişimler ise dikey kalkış-iniş ve yatay uçuş tekniğinin üzerinde duruyor. Uçan araçların geleneksel uçakların inip kalkamadığı yerlerde kullanılmasını mümkün kılan VTOL isimli bu tekniğe, olduğu yerden dikey havalanan ve havalandıktan sonra yatay uçan helikopterlerden aşinayız. VTOL, Dikey Kalkış ve İniş (İngilizce: Vertical Take-Off and Landing) sözcüklernin kısaltmasıdır. (bkz. F35 uçağı – wikipedi)

Günümüz otomotiv şirketlerinin bir çoğu, uçan arabalar konusunda o kadar da büyük yatırımlar yapmıyorlar. 18. yüzyıldan bu yana devam eden bu fütüristik beklentiler için genelde ufak şirketlerin ve girişimcilerin projeleri de var.

Teknolojinin kısıtlı olması nedeniyle ortaya çıkan engellerden kurtularak bizi rahata erdirecek şey ise içten yanmalı motorlardan elektrik motorlarına geçiş olacak. Elektrik motorları, fosil yakıtlar ile çalışan geleneksel uçak motorlarına kıyasla çok daha hafif, basit ve uygun fiyatlı olma potansiyeline sahip. Her yıl daha hafif ve güçlü örnekleri geliştirilen elektrik motorları, uçan araçların tasarımında yeni fırsatları da beraberinde getirecek. Elektrik motorlar da yeni bir icat değil fakat ağırlıkları ve ürettikleri güçler zamanla sürekli bir artış gösteriyor. Fakat henüz hala az miktarda uçak yakıtı ile kat edilebilecek mesafeyi sağlayacak gelişmişlik seviyesinde değiller.

Otomobillerin uçmasını sağlayacak olan şey batarya teknolojilerindeki gelişim olacaktır. Teknolojik gelişim, sektörlerdeki inovasyonların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Dizüstü, akıllı telefon, tablet ve elektrikli otomobil gibi son kullanıcı ürünlerinden talep edilen daha uzun ömürlü pil ömürleri, firmaların batarya teknolojilerine milyarlarca dolar yatırım yapmasını sağladı. Bunun sonucu olarak bataryaların enerji yoğunluğu sürekli bir artış ivmesi yakaladı. Teknolojik gelişim ivmesi sürdükçe, elektrikli uçaklar da daha hafifleyecek ve tek bir şarj ile daha uzun mesafeleri kat edebilecek.

Bataryalar günümüzde henüz yeterli seviyede gelişmiş değiller ve  küçük bir elektrikli uçağı havalandırmak için enerji yoğunluklarının bugünkünün en az iki katına çıkması gerekiyor. Batarya teknolojisi, bilgisayar işlemcileri kadar hızlı gelişmiyor; bu nedenle ne zaman yeterli seviyeye geleceklerini nokta atışı öngörmek zordur.

Uçan otomobillere giden yolda bir diğer önemli dönüm noktası ise daha iyi yazılımlar ile gerçekleşecek. Birbirinden bağımsız çalışabilen 10 pervane, bir insanın verimli şekilde yönetmesi için çok karmaşık bir tasarım olacaktır. Fakat akıllı bir bilgisayar, tüm pervaneleri güç ihtiyaçları doğrultusunda kolaylıkla yönetebilir. Bu sorunu çözebilecek tek yazılım da yapay zekadır. Çoklu pervaneli tasarımlar güvenlik avantajlarına da sahip. Örneğin bir pervane beklenmedik bir arıza ile karşı karşıya kalırsa, yazılım diğer pervaneler ile güvenli bir iniş yapılabilmesini mümkün kılacaktır.

Uçan otomobiller hala genç bir teknoloji alanı. Bu nedenle gelecekte göreceğimiz ilk ticari örnekleri, bugün baktığımız erken prototiplerden bir hayli farklı görünebilirler.

Elektrikli uçaklar insanlığa çağ atlatabilir. Uçan otomobiller ilk etapta onları idare edecek insan pilotlara sahip olacakken, akıllı yazılımlar ise uçuşun birçok rutin kontrolünü sağlayarak bir VTOL hava aracını uçurmak için gereken eğitimin bugünkünden çok daha basit olmasını sağlayacak. Uçan otomobillerin gelecekte trafik ve yaşam şartlarını da değiştireceğini öngörebiliriz.

Bundan 10 veya 20 yıl sonra kafanızı kaldırdığınızda, gökyüzünde vızır vızır komik görünüşlü küçük uçaklar görecek olmanız ihtimali oldukça yüksektir. Çünkü her ne kadar uçan kişisel araç tasarımlarının büyük çoğunluğu şu anda konsept aşamasında olsa da teknolojik gelişmeler ışığında birkaç yıl içinde üretime geçmek için de şirketler heyecandan yerlerinde duramıyorlar.

Bu araçlar ilk çıktığında zengin kesimin hava atmak için kullanmak isteyeceği bir lüks olsa da ilerleyen yıllarda gelir düzeyi en düşük alt sınıfın bile günlük işleri için kullanacağı günler eninde sonunda gelecektir. Şu an insanlığın teknolojik seviyesinin binde birini bile görmüş değiliz. Bizler teknolojik gelişimin başlangıcına şahit olduğumuz için insanlık tarihinin en şanslı nesil olabiliriz.

Tarih boyunca insanlığın itici gücü olan iki temel prensibin özgürlük ve kontrol olduğu defalarca ispatlandı.  Bu itici güçler olan “özgürlüğü ve kontrolü” anlamaya çalışırak geleceğin ulaşım teknolojilerini de tahmin edebiliyoruz.

Uçan araba dönemi 2015 yılında insansız hava araçlarıyla (drone) zaten başladı. Aslında gerçekten de gelecekteyiz.  Bu araçlar kargo firmaları, fast-food zincirleri ve online mağazalar tarafından paket teslimatı için kullanılması için yatırımlar yapılıyor. Bunların gerçekleşmesi için gerek sadece iki şey var. Bunlar batarya gücü ve yapay zekadır. Bu gücün üretilmesi günümüz teknolojisinin sonuçları olan maliyet, ağırlık ve üretim karmaşıklığı gibi problemleri ortadan kaldıracak. Bu sebeple, günümüzde mekanik başyapıtlar olarak tabir edilen süper lüks araçlar bile ya hurdalıklara atılarak yada müzelere kaldırılarak endüstride hızlı bir değişim yaşanacak.

Kripto paralar gibi sınırsız ekonomiler yaratan internet, ulusların güç kontrolü ve hatta egemenlik konusunda kafasını karıştırdı bile. İnternet üzerinden sınır tanımaksızın ticaret yapılmasıyla Türkiye dahil birçok ülke ticaret üzerindeki kontrolü kaybetti. Uçan arabalar bunu bir adım öteye taşıyacak.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorum girin.
Lütfen isminizi yazın