PAYLAŞ

Sosyal medya çağı az gelişmiş toplumların linç kültürünü insanların korkaklığını gizleyen bir maske gibi diriltti. İyi de bu linçler işe yarıyor mu diye hiç araştırdınız mı?

Linç tarihsel olarak her zaman insanlığın utanç kaynağı olmuş bir olgu. Yaşadığımız çağda bu kültürü, ya orta çağda ellerindeki tırpan ve tırmık kombinlerini meşale ile tamamlamış, engizisyon zihniyetini anlatan filmlerde görüyorduk ya da Ortadoğu’daki şiddeti kınayan haberlerde.

Afganistan’da bir iftira yüzünden linç edilen Ferhunde’nin görüntülerini izleyip bu kültüre kızan sosyal medyanın duyarlı vatandaşları, engizisyonun en ateşli savunucuları haline geldiler. Tüm dünyada cyber bullying (siber kabadayılık) altında anılan sosyal medya linçleri, büyük sorumluluklar getiriyor.

Özellikle ABD’de, başkanların dahi üstünde durduğu sosyal sorumluluk kampanyalarıyla bu tarz olaylara karşı halk bilinçlendirilmeye çalışıyor. Ülkemizde ise siber linçler tıpkı o izlediğimiz engizisyon konulu filmlerdeki, acımasız cadı avları kadar haklı görülüyor.

Sosyal medya kullanıcılarımız ‘linç haktır’ diye bağırırken, hukukçular ve psikologlar bu kültür için endişeliler. Kısa sürede dedikodu gazetesi ve cevap hakkının ortadan kaldırılması gibi acı gerçekler yüzünden, siber linç girişimleri hukuki olarak sorumluluklar ve travmalar yaratıyor.

Cadı Avları Geri Döndü Üstelik Ter Dökmenize Bile Gerek Yok

Türkiye’nin en önde gelen bilişim avukatlarından Gökhan Ahi, sosyal medya linçlerinin yarattığı yanlış anlaşmaları ve hukuka karşı durumları her fırsatta dile getiriyor. Genel olarak birisi linç edilirken basma kalıp cümlelerle olayı organize edenler, sorgulayan ya da gerçeği öğrenmeye çalışan kullanıcıları linç ettikleri kişiyle bir tutuyorlar.

Kullanılan cümleler hiç değişmiyor. Kariyerini Türkiye’de bilişim hukukunun gelişimi için harcamış Gökhan Ahi’nin sosyal medya linçlerine karşı verdiği tavır için bu kültürden beslenen kişiler çok rahat “suçluyu savunuyor” diyebilirler.

Oysa ki linç zaten tam olarak bu noktada yararsız hale geliyor. Psikologların yaptığı araştırmalar, siber linçlere büyük bir zevkle katılan insanların, olayı bir kaç gün içerisinde unuttuğunu ortaya koyuyor. Durum o kadar vahim ki, linç edilen kişiye karşı en büyük öfkeyi kusan kişiler bile, olaydan bir kaç hafta sonra pişmanlık duyuyor.

Sosyal medya lincine katılıp da pişmanlık duyanların sayısı %80 gibi ironik bir rakam ortaya çıkarıyor. Evet, bir insanın toplumdan dışlanması için işini gücünü bırakıp saatlerce klavye başında parmak yoran insanların büyük çoğunluğu yaptığına pişman oluyor.

Çevreleri tarafından güvensiz bir insan olmamak için veya linç ettikleri kişiyle aynı konuma düşmemek için, pişmanlıklarını asla sosyal medyalarında dile getirmiyorlar. Yine araştırmalara göre, siber linçlerin büyük çoğunluğu halk diliyle fos çıkıyor.

Yanlış bir anlaşma bir grup insanın şaka ya da intikam isteği bu linçleri kontrolsüz yangınlara dönüştüren ilk kıvılcım oluyor.

Korkuları Gizleyen Bir Maske 

Sosyal medya linçleri araştırmalara göre korkuyla başlıyor, her taraf için zararlı çıkacak bir korku zincirine dönüyor. Bir kişi ya da gruba karşı amansızca küfürler ya da tehditler savunan insanların, korkak değilde öfkeli olduğunu düşünebilirsiniz. Psikologlar ise tam tersini söylüyor.

Linci başlatan kişi genelde bastırılmış korkularını bir gruptan cesaret alarak öfke krizine çeviriyor. Lince katılan insanlar aynı bastırılmış korkuları paylaşıyorlar ve bu durumu düzeltmek için en kolay yolu seçiyorlar. Durumu sorgulayan insanlar ise, lince uğrayan kişiyle aynı kaderi paylaşmamak için bu duruma katılmak zorunda kalıyor.

 

Dışlanma korkusu, zarar görme korkusu, hiç gelmeyecek bir gelecekte başıma bir şey gelir mi korkusu gibi, baskın duyguların birleşimi ortaya korkunç bir topluluk çıkarıyor.

Linç edilen hayatını kaybetme korkusu yaşarken, linç edenler de başlattıkları bu hareket yüzünden başlarına bir bela gelir mi korkusuyla  daha da hiddetli hale geliyor. Uzmanlar ise siber linç kahramanlarının, saldırdıkları kişinin manevi değerinden çok, günlük hayatlarında içlerine attıkları her türlü öfkeden kurtulmak için bir nevi simülasyon gibi gördüklerini gösteriyor.

Kısacası, lince katılanların büyük çoğunluğu, maça gidip karşı takımın taraftarına küfür ederek rahatlayan insanlardan farksız. Tüm dünyada siber zorbalık ya da linç kurbanı olan insanların büyük çoğunluğu, hayatları boyunca kendini baskı altında hissediyor. Bir kısmı ise olay anında bu baskıya dayanamayarak intihar yolunu seçiyor.

İşin ironik kısmı ise, her şey bitip olaylar hukuki platformlara taşınınca, linçlerin büyük çoğunluğunun boş çıkıyor olması.

Sosyal Medya Linçleri Hiç Bir Şey Çözmüyor!

Bu başlığı okuyunca, ‘suçluyu mu koruyorsun?’ diyecek pek bilinçli bir kitle mutlaka vardır. Uygar dünya, bir kişinin başına gelen herhangi bir kötü olayın bir daha tekrar yaşanmaması için, modern hukuk kavramını ortaya çıkarmıştır. Hukuk duruma göre bir intikam alıcı, adalet dağıtıcı ya da arabulucudur.

Kısacası, öfkeli kalabalıkların adaletsiz kararları yerine hukuk, delilerle ispatlanan gerçekçi yapıya sahip bir suçlama mekanizmasına sahiptir. Suçu kanıtlanana kadar herkes masumdur ve iddia da bulunan bunu kanıtlamakla yükümlüdür temelleri, Hammurabi Kanunların da bile geçer.

İnsanlar suçlu gördükleri kişiyi linç ettikleri zaman, intikam hazzı ve rahatlama duygusuna ulaştıkları için düşman belledikleri şahısları adalete şikayet etme gereği duymuyor. Linç tam olarak bu arada hiç bir işe yaramıyor. Bir kaç haftaya unutulacak bir goy goy ortaya çıkıyor ve kişi gerçekten suçluysa bile serbest olarak dolaşmaya devam ediyor.

İnsanlar, zaten linç ve ifşanın suçluyu hapse attırmak için yeterli olduğunu düşünüyorlar. Oysa yüzlerce kişi klavyesindeki harfleri sildirene kadar yazı  yazacağına e-devlet üzerinden suçlu belledikleri kişiyi şikayet etse süreç zaten hızlanıyor.

Türk ceza kanuna göre, suçlu olduğu düşünülen şahısı bir kişi şikayet ederse, X1 değerinde sorumluluğu oluşurken bu sayısı 100 kişiye ulaşırsa, tıpkı oyunlardaki kombo puanı gibi ceza potansiyeli X100’e kadar fırlıyor.

Peki, sosyal medyamızın süper kahramanları linçten sonra ne yapıyor? Sosyal medya linçlerinin odak noktalarının büyük çoğunluğu değil savcılığa polise bile şikayet edilmiyor.

Kısacası, sözlüklerde ya da sosyal medya hesaplarınızda, suçlu olduğunu ilan ettiğiniz bir kişinin azıcık gururunu kırdıktan sonra toplum içerisinde dolaşmasına devam etmesini sağlıyorsunuz. Bu kişi bir iftira mağduru ise hayatının sonuna kadar korku içinde yaşıyor. Hedef aldığınız şahıs gerçekten suçluysa, bir kaç hafta ortadan kaybolup suç işlemeye devam ediyor.

Kısacası, hukukçular ve psikologlar kahramanlıklarınız için sizi kutluyor.

Hukuk Sosyal Medya Linci Olmadan İşe Yaramaz mı?

Halkın genel kanıya göre tecavüzcülerin, katillerin, sapıkların ve çocuk tacizlerinin savcılar tarafından tebrik edildikten sonra sokağa salınıyor. Aslında bu kanıyı, daha fazla tık almak için bazı haber siteleri oluşturuyor.

Toplumun nefret ettiği bu suçların iftira payı yüksek olduğu için, şikayet edenin ve edilen kişiler psikoteknik uzmanları tarafından iyice inceleniyor. İki taraftan biri de itiraf da bulunmadığı sürece, ciddi bir süreç başlatılıyor.

Özellikle çocuk tacizi konusunda şüpheli durum oluşması bile, kişinin hemen tutuklanmasını ve bitmeyen sorgularla karşılaşmasını sağlayacak ciddi bir hukuki mekanizmanın ilk parçası oluyor.

Sosyal medya linçleri ise çoğu zaman mağdurun zor durumda kalmasını sağlayabiliyor. Çünkü intikam alınmış oluyor ve mağdur, zanlı tarafından şikayet edilebilecek hale geliyor.

O nasıl oluyor diyorsanız, bir hırsızı yakalayıp 20 kişi karakola götürür ve şikayetçi olduğunuzu beyan ederseniz, gereken yapılır. 20 kişi hırsızı dövüp karakolun önüne fırlatırsanız ve kimse şikayetçi olmazsa, kanunen siz de suç işlediğiniz için, zanlı sizden şikayetçi olabilir.

Adalet yok diyebilirsiniz ama modern hukuk böyle işler. O hırsızın suçluluğunu kabul etmek için, görev herkesin ifade vermesi kısacası durumu kanıtlaması gerekir.

Linç ettiğiniz insanlar, siz bir kaç beğeni ve yorum attığınız için ceza yemiyorlar. Zaten işledikleri suçun karşılığına göre hüküm veriliyor.

Kamuoyu oluşturup, yasaların ilerlemesini sağlamak ile birini linç edip onu unutmak arasında çok büyük farklar var.

Haksız Linç Mağdurları 

Buna inanmıyor musunuz? Son yıllarda linç edilen ünlülerden ya da insanlardan kaç tanesini hatırlıyorsunuz? İşinizi kolaylaştırmaya gerek yok. Kendiniz hatırlayın. Sonra da bakın bu kişiler hala işlerine devam ediyorlar mı?

Öte yandan 2016 yılında, “işim bitti eve gidiyorum” diye kadın yolcuyu almadığı için linç edilen bir şoför vardı. Hatırladınız mı? Neredeyse herkes sosyal medya ve sözlük üzerinden bu şoföre saldırdı. Çünkü kadın kendini mağdur göstermek için şoförün cümlesini  “işim bitti evime gelsene” diye lanse etmişti.

Binlerce insanın büyük nefretle saldırdığı şoförün haklılığı ortaya çıksa da bu kişi işinden oldu. Durumu kimse takip bile etmedi. 25 yıllık aile babası şoför, belediye başkanının sağ duyulu davranışı sayesinde görevine geri döndü.

23 yaşındaki üniversite öğrencisi bir kız, tartıştığı kişiler tarafından büyük bir sosyal medya grubun da yardımıyla linç edildi. Yaşadığı baskıdan dolayı intihar eden genç kız hastanedeki müdahale ile kurtarılabildi.

14 yaşında yaşadığı cinsel ilişkisinin görüntüleri internete düşünce linç edilenler gibi bir sürü örneği de var. Çoğu o kadar kısa sürede unutuluyor ki aklınıza bile gelmiyor. İnsanlar linç konusunda tutarlı bir ahlaki değer taşımıyorlar. 14 yaşında kendi isteğiyle evlenen çocuk gelinlere ateş püskürenler, söz konusu daha modern bir yaşamı belirlemiş birisi olunca onu da kılıçtan geçiriyor. Oysaki hukuki olarak iki taraf da aynı derecede mağdur.

Sosyal medya linci, Türkiye’nin en iddialı teknoloji firmalarından birine de zarar vermişti. Şirket yapısını anlamayan sayısız insanlar, suçu yanlış kişide aradı. O sırada, o şirkette çalışan yüzlerce kişiyle, endişeli gözlerle kariyerlerinin geleceğini düşünüyordu.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorum girin.
Lütfen isminizi yazın