PAYLAŞ

Artık insan ötesi jeopolitik çağda yaşıyoruz. Siz robotlarla ve yapay zeka ile ilgilenmeyebilirsiniz ama onlar sizinle çok yakından ilgileniyor.

Teknoloji daima öncelikle askerîyede geliştiriliyor. Bunun sebebi, hem savunma bütçelerinin oldukça yüksek oluşu hem de ihtiyaçtır.  Şu anda birçok ülke, ordusunu mekanikleştirme isteğiyle projeler geliştiriyor.

ABD’li askeri filozoflar ve stratejistler arasında bu günlerde en gündemdeki konulardan biri “robotik gelecek” hakkında makale yazmak. Ünlü Amerikalı asker filozof Peter W. Singer’e göre 2009’da  insanların savaş üzerindeki 5.000 yıllık hegemonyası artık son buldu. Stratejist Robert O. Work’e göre, ABD ordusu, robotiklerin çağındaki savaşa hazırlanmak için gerekli olan zaman, düşünce ve yatırımları asla ertelememeli ve değişimi yönetmeli.

ABD ordusu beğenseniz de beğenmeseniz de küresel güvenlik ortamındaki üstünlüğü ile gelecekteki savaşı öngörebilen, hatta dizayn eden’ entelektüel bir ordudur.   Yani ‘gelecekte nasıl savaşlar olacak?’ sorusuna cevabı büyük oranda ABD ordusunun düşünüş, konsept ve doktrin geliştirme ve geliştirilen konsept ve doktrinleri operatif düzeyde ve sahada uygulayabilme tarzları belirliyor.

Dünya Savaşı’ndan bu yana ülkeler arasındaki küresel ve bölgesel savaşları tanımlayan total savaş pratiği yerini yerel aktörler üzerinden çıkar çatışmasını esas alan ‘vesayet  savaşlarına’ bırakmıştı. Bunun iyi bir örneğini, Afganistan’daki Mücahitlerin 1980’lerde CIA tarafından desteklenmesi veya günümüzde Suriye’de görüyoruz. Ama artık robotik askeri devrim karada, denizde ve havada insan odaklı silahlı çatışma dinamiğini anlamsızlaştırarak vesayet savaşlarının da sonunu getiriyor olabilir.

Gelecekte atmosferde, havada, suda, hatta yer altında bile gidebilecek İHA’lar bir yandan daha da küçülerek otonom ve kümeler halinde etkileşime geçip çatışmalara katılırken diğer yandan da daha da büyüyüp enerji sorununu çözerek küresel mobilite kazanacak. Böylece insanoğlunun savaşma biçimini kökten değiştirecekler.

Kısaca artık savaşı hala insani bir olgu olarak görmek büyük bir hatadır.  Savaş alanları da artık  insanın ve insan olmayanın etkileşiminin vücut bulduğu topolojik ve otojenik mekanlara dönüşüyor.

Teknolojik ilerleme ekonomik bir kavram olduğu için ekonomik güçten yoksun devletler bu ilerlemeye yetişememekte bu ilerlemeye karşı daha düşük yoğunluklu fakat etkili ve düzensiz bir yapılanmaya gitmektedir.

İvmelenen Getiri Yasasına (Law of Accelerating Returns) göre bir medeniyet teknolojik adımlar atmaya başladığında, gelişmişlik seviyesi kısa sürede üstel olarak artacaktır. Örnek vermek gerekirse insanlar binlerce yıldır bu dünyada yaşıyor ama en büyük ilerlemelerini son yüzyılda yaptı. Bu gelişmelerin her bir adımı bir öncekine göre daha kısa sürede gerçekleşmiştir; bilgisayarsız dönem ile ilk bilgisayarların yapılmasına kadar zaman, iPhone 4 ile iPhone 5 arasındaki zamandan çok daha fazladır. Her bina inşa edişimizde çivi ve çekiçleri tekrar icat etmeyiz, var olan aletleri daha verimli kullanmanın yollarını deneriz.

Dünyanın son 50 yıllık teknolojisini alır 300 veya 400 ile çarparsak yıldızlar arası seyahat edebilecek teknolojilere ulaşabiliriz.

Zekâsı, bizim zekâmızın çok ilerisinde olan gelecekteki bir uygarlığın yeteneklerini tasarımlayabilmek zor gibi görünse de, zihnimizde gerçeklik modellerini canlandırabilme yeteneğimiz, biyolojik düşünme yeteneğimiz ile yaratmakta olduğumuz biyolojik olmayan zekâ arasındaki yaklaşan birleşmenin sonuçlarına dair anlamlı öngörüleri dile getirmemizi sağlamaktadır.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorum girin.
Lütfen isminizi yazın