PAYLAŞ
İlk Sanayi Devrimi 1780’lerde buhar gücüne dayalı üretimdi. İkinci Sanayi Devrimini ise 1870 elektrik enerjisi kullanımı başlattı.
 1969’da elektronik ve bilişim teknolojilerinin yaygınlaşması üçüncü devrimi başlattı. Şimdilerde yeni başlamış olan ancak henüz tam olarak yaygınlaşmamış olan dördüncü devrimin, gelecek on yılın sanayisini şekillendirecektir.
Endüstri 4.0 olarak anılan 4. devrim genelde yapay zekalı robotların insanlardan tamamen bağımsız bir şekilde üretimi tamamen devralması, yapay zekanın gelişimi, üç boyutlu yazıcılarla üretimin fabrikalardan evlere kadar girmesi, birbirleriyle haberleşen, sensörlerle dış ortamı algılayabilen ve veri analizi yaparak ihtiyaçları fark edebilen robotların üretimi devralıp; daha kaliteli, daha ucuz, daha hızlı ve daha az israf yapan bir üretim yapmaktır.
Yeni sanayi devriminde kurulacak olan fabrikalara “Karanlık Fabrika” deniliyor. İngilizce Lights out olarak bilinen bu kavram aktif olarak üretimi gerçekleştiren fabrikalarda kullanılan bir otomasyon formudur. Bu kavram 21. yüzyılı etkileyecek en büyük üretim devrimlerinden biridir. Karanlık fabrikaların öne çıkan en önemli özelliği üretim gerçekleştirilirken insan gücüne ve zekasına hiç bir şekilde ihtiyaç duyulmaması ve tamamen insansız üretimin sağlanması.   İlk olarak 1980’li yıllarda bir hayal olarak ortaya atılan karanlık fabrika metodolojisi, 4. Sanayi Devrimi’nin robotik, yapay zeka ve nesnelerin interneti gibi çözümleriyle uygulamaya geçecektir.
Günümüzde rutin üretimini gerçekleştiren sıradan bir fabrika düşünün, bu fabrikada çalışan işçiler sürekli nerede çalışıyor diye sorduğumuzda cevap olarak aydınlatmaların kullanıldığı ve sürekli olarak üretimin gerçekleştiği yerlerde çalıştıklarını alırız.
Karanlık üretim olarak da adlandırılan bu sistemde kullanıcılara sabit bir üretim çıktısı elde edilir ve bunu hiçbir insan gücünün yardımı olmadan gerçekleştirir. Karanlık fabrikalarda aktif olarak çalışan hiçbir insan çalışamaz. Bu fabrikalarda üretim tamamen robotlar tarafından gerçekleştirilir.  Bu sayede bu fabrikalarda üretim ışıklar kapalıyken de gerçekleştirilebiliyor. Bu fabrikalarda belki de hiç pencere de olmayabilir. Gece ve gündüz, mesai ve maaş kavramları tarih olacak. Üretim hiç durmaksızın ve aralık vermeksizin 24 saat tam performans devam edecek. Eğer karanlık üretime insanlar dahil olsaydı otomasyon sisteminde gerçekleştirilen bu iş içinden çıkılması güç bir hal alabilirdi. Çünkü yapılması gereken bir iş sırasında yüksek sıcaklık, yüksek kilolarda yük, zehirli gazlar, radyasyon, yüksek ışık ve ışın veya diğer tüm tehlikeli çalışma koşulları yer aldığında bu işlevleri gerçekleştirmek için insanlar yerine robotlar kullanılarak iş güvenliğinde de hatasız bir şekilde işleyiş sağlanmış olacak.
Şu anda bir çok kişi “Robotlar insanların işlerini ellerinden alacak ve tüm insanlar işsiz kalacak. Küresel çapta inanılmaz boyutta işsizlik yüzünden açlık olacak “gibi şeyler diyorlar ama şöyle düşünün, eskiden buhar makinaları ilk çıktığında insanlar işsiz kaldı mı? Kalmadı çünkü işin temelinde daima insan vardır. Bu tip konular sürekli abartılıyor.
Geliştirilen her teknolojinin getirdikleri yanında her zaman az ya da çok zararlı olabilecek yan etkileri de olabilir. Burada önemli olan bunların tartılıp bu teknolojiyi kullanmaya değip değmeyeceğine karar verilmesidir.  Türkiye gibi işsizliğin zaten yüksek olduğu ve nüfusun hep arttığı bir ülkede Yapay Zekâyı insanın yerini almak için değil iş gücünün niteliğini artırmak için kullanmaya çalışmak daha iyi bir fikir olacaktır.
Örneğin, gerçek zamanda konuşmayı bir dilden ötekine çeviren bir yazılım, yabancı dil bilmeyen bir kişiyi turizm sektöründe çalışmaya daha uygun hale getirebilir ve Türkiye için böyle bir örnek rehber tekerlekli robotlar yapmaya çalışmaktan daha iyi bir fikir olabilir.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorum girin.
Lütfen isminizi yazın