PAYLAŞ

Fütürizm nedir?

Fütürizm modern sanat ve sosyal gelişmeleri ile ilgili bir akımdır. Genellikle mimari, sanat ve kültürel alanında geliştirilmiştir.

Öncelikle Fütürizm; 20.yüzyılda İtalya’da ortaya çıkmıştır. Filippo Tommaso Marinetti, Fütürizmin öncüsü olup 1909 yılında akımının ilkelerinin Le Figaro isimli dergisinde yayımlamıştır. Marinetti’nin Pariste yayımladığı ilkeler bir manifesto niteliğindedir.

 

Türkçe “Gelecekçilik” olarak da adlandırılan Fütürizm, yaşamdaki müdavim değişimden bahsetmektedir. Fütüristlere göre bu değişim sanatta da kendisini göstermelidir. Evrenin bir değişim ile var olduğunu düşünen fütüristler, geçmişe dayalı tüm akımları, sanat kuramlarını yok sayarak yepyeni bir fikir ortaya çıkarmak istemişlerdir. Var olan değişim fütüristlere göre sanatta da değişik biçimlerle ve yollarla anlatılmalıdır.

Teknolojiyi yani makineleri geleceğe dair en önemli simge olarak gören Fütüristler zamanla faşizm ile özdeşleşerek farkı bir niteliğe yönelmişlerdir. O yıllarda fütürist sanatçılar dünyanın kültür birikimini yıkmaya çalışarak savaşı yücelten beyanlarda bulunmuşlardır. İtalyada fütüristler bu şekilde bir faşizan tavra bürünseler de Rusyada farklı bir durum söz konusudur. Akımın Rusyadaki temsilcileri, savaş karşıtı bir tavır sergileyerek makine ve hız kavramlarını ekonomik bir fikir olarak ele almışlardır. Rusyanın en önemli sanatçılarından olan Mayakovski Fütürizm’in güçlü isimlerindendir. Mayakovski, şiirleri ve resimleri ile Fütürizmi ülkesine tanıtmıştır. Rus/Komünist fütürizminden etkilenen Nazım Hikmet ise Türkiye’de bazı şiirlerinde açıkça makine hayranlığını dile getirerek Fütürizmden etkilendiğini göstermiştir.

Gelecekçiliğin kurucusu Marinetti, Avrupa’da birçok yazarı etkiledi. Gelecekçilik ilk olarak İtalyan Faşizmi ile özdeşleşmişti ve 1920’lerin ortalarına doğru etkisini yitirdi.

Fütürizm‘ın temelleri, Friedrich Nietzsche’nin “der immoralische Übermensch” (Ahlâksız üstün insan)ına, “Der Ville zur Macht” (İktidar hakkındaki irade)ye, “Lebe gefährlich” (Tehlikeli yaşa) sözüne, Bergson’un zaman anlayışı ile gene onun “élan vital” (yaşamlı atılım)a ve Geoges Sorel’in “zorlu gücün teorisi” ve “Action Directe”e dayandırılıyordu. Esasen Nietsche, Bergson ve Sorel’in bu düşüncelerini, emperyalist Mussolini faşizmi, kendine prensip edinmiş olduğundan Mussolini, Fütürizmi; İtalyan Faşist Partisi’nin resmi sanatı olarak ilân etmişti. İşte Fütürizmin parti sanatı olarak kabul edilmesidir ki, bu sanat anlayışının Avrupa için önemini yitirmesine neden olmuştu. Avrupa sanatı için önemli yön, Fütürizmin Birinci Dünya Savaşı’na dek olan heroik dönemidir. Avrupa’nın tanınmış sanat tarihçileri, bu genel kanıyı benimsemektedirler.

İtalya’nın sanatta ve bilimdeki durağanlığı, ekonomik ve teknolojik olarak ilerleyemeyişi, bağımsızlığı önündeki engellerin aşılamayışı ve politikasında yaşanan kargaşa, Fütüristlerin bu isyankâr tavırlarında önemli bir etken oluşturmuştur. Sanat tarihçisi ve sanat eğitimcisi Adem Genç (d.1944) doktora tezinde, Fütürizm sanat akımının oluşturan İtalya’nın o dönem içerisinde bulunduğu koşulları aşağıdaki şu ifadelerle açıklamıştır:

1900 yıllarında İtalya bir tarım ülkesiydi. Roma ve Rönesans Uygarlıklarını içeren geçmişiyle geri kalmışlığı arasında taban tabana bir zıtlık vardı. Monarşi ile idare edilen ülke, Avrupa’nın en tutucu ve en bunalımlı ülkelerinden biriydi. Feodal toplum düzeninden sanayi toplumuna geçişin sancıları içindeydi. İtalyanlar, sanatsal gelişmelerden, Avrupa’nın diğer ülkelerinde ortaya çıkan sanat akımlarından habersiz yaşıyorlardı. Rokoko’dan buyana Tuscan gibi bölgesel bir guruptan başka bir gelişme yoktu. Tuscan (Macchiaioli) Okulu, Barbizon Okulu’nun etkisindeydi. İzlenimcilik, İzlenimcilik sonrası ve Simgecilik gibi eğilimler yurt dışında keşfedilmek durumundaydı. Gelişmiş ülkelerin yenilikçi sanatçıları gibi kozmopolit bir ortamda yaşamıyorlardı. İtalyanların Avusturya’ya karşı, haksızlığa uğramış kimselere özgü düşmanlıkları Fütürizmin aşırı milliyetçiliği ya da şovenizmi (chauvinism) açıklamaya yardım eder;
Çözümün kendi ülkelerindeki insanlara ve toplumsal değişikliğe bağlı olduğunu savunan genç İtalyanlar, çok ileri bir teknolojiyi hedef alan güçlü bir İtalya’yı yeniden yaratmak istiyorlardı! Askeri yönden dinamik, ekonomik siyaset yönünden kendi başına yeten, koloniler üzerinde etkili ikinci bir İtalyan Rönesans’ına gereksinim vardı.
Diğer yandan, 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında motorlu kara taşıtlarının ve elektrikli tramvayların yaygınlaşmaya başlaması, sokaklarda elektrikli aydınlatmaların kullanılması, Fransız pilot, mucit ve mühendis Louis C. J. Blériot’un (1872-1936) Manş Denizi’ni uçakla geçmesi, vb. tüm dünyada etkisini gösteren teknolojik gelişmeler, insanoğlunun yaşamında ve dünyayı algılama biçiminde de büyük değişiklikler yaratmıştır.

İtalya’yı geçmişin ezici ve bunaltıcı ağırlığından kurtararak yeniden güçlü bir ülke haline getirmeyi ve bu anlamda da çağının ötesine geçerek geleceğin farazi dünyasına sahip olmayı arzulayan, makineyi, bilimi, teknolojiyi, hareketi, hızı, enerjiyi, militarizmi ve dinamizmi yücelterek değişimi ve geleceği kucaklayan Fütüristler, 20. yüzyılın modern iletişim ve ulaştırma olanaklarının sunduğu hız ve dinamizmi ideolojilerinin ve sanatsal yaklaşımlarının merkezine yerleştirmişlerdir. Bu doğrultuda durağan olarak değerlendirdikleri ve büyük bir öfkeyle yaklaştıkları geleneksel sanatların karşısında, çağdaş ve dinamik olanı, makineleri ve teknolojiyi büyük bir tutkuyla kucaklamışlardır.

Uzak mesafeleri kısaltan hızlı seyahatler, gece karanlığını aydınlatan yapay ışıklandırmalar, insanların teknolojiye ve dolayısıyla da geleceğe olan ilgisinin artmasını sağlamıştır. İşte fütürizm de böyle doğmuştur.

Marinetti, ilk olarak ortaya attığı bu anlayış için, Avrupa’nın birçok kentinde konferanslar vermiş ve yüzyılı sarsan bir sanat anlayışı olmasına çalışmıştı. Fakat bu akımın ömrü kısa süreli olmuştur.

“Son sürat koşan bir atın 4 değil 20 ayağı vardır.”

 

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorum girin.
Lütfen isminizi yazın