Ana sayfa Kültür & Sanat Eğitim Gelecekte savaşları engellemek için kullanılması düşünülen teknolojik yöntemler!

Gelecekte savaşları engellemek için kullanılması düşünülen teknolojik yöntemler!

38
0
PAYLAŞ

İnsanlık tarih boyunca daima bazı kaynakları kontrol etmek için ve egemenlik sağlayabilmek için hem kendi türü ile hem de başka tür canlılar ile hep bir mücadele halinde olmuştur. Tarih boyunca büyük devletler gibi büyük sosyal yapıların kurulmasında savaşların önemi oldukça büyüktür.

Silahlanma, bir devletin ya kendi güvenliğini sağlamak ya da diğer ülkelerle arasındaki silah dengesini kendi lehine değiştirmek için askerî teknolojisini ve sahip olduğu silah miktarını artırmasıdır. Bu durum, diğer devletleri de benzer bir davranışa sevk ettiği için silahlanma yarışı doğmaktadır.

Varlığını sürdürmek, çıkarlarını korumak, ideolojiyi yaymak, silah endüstrisini ayakta tutmak ve askerî teknolojiyi desteklemek gibi sebepler silahlara sahip olma gerekçelerinden sadece birkaç tanesidir. Ayrıca herhangi bir devletin ulusal güvenliğini sağlamak ya da askerî güç avantajını elinde tutmak için silahlanması dolaylı olarak diğer bir devletin güvenliğinin tehlikeye girmesi anlamına gelmektedir. Çünkü bir devletin silahlanması diğer devlet ya da devletler aleyhine bir gelişmedir. Taraflar arasında hiçbir düşmanlık olmasa bile bir devlet diğer devletin silahlanmasının kendisi için bir güvensizlik olduğunu düşünür. Bu olgu, tarafları karşılıklı silahlanmaya itmektedir.

Silahsızlanma ise; kavram olarak savaş materyallerinin sınırlanması, denetlenmesi, azaltılması ya da tamamen ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir. Eğer elde bulunan silahlar minimum düzeye düşürülebilirse dünyanın daha güvenli olacağı konusunda genel bir kanı hâkimdir. Bu nedenle minimum silahlanma ya da maksimum silahsızlanma, uluslararası silahsızlanma görüşmelerinin temel çıkış noktasıdır. Sonuç olarak sınırsız bir silahlanmanın sorunların barışçıl yollarla çözümünü zorlaştırdığı için dünya barışı genelinde bir tehdit oluşturmasına, taraflarda korku ve düşmanlığı artırmasına karşılık silahsızlanmanın da başlı başına barışı sağlayıp sağlamayacağı kuşkuludur. Ancak uluslararası barış ve güvenliği sağlamaya yönelik çabaların içinde mutlaka silahsızlanma da olmalıdır. Tek başına barışı sağlaması zor olsa da silahsızlanmayı uluslararası barış ve güvenliği sağlamaya yönelik çok sayıda girişimin bir parçası olarak düşünmek gerekir.

 

Son dönemde haberleri takip eden bir çok kişi ABD’deki  sonu gelmeyen bireysel silahlanma tartışmasını elbet duymuştur.  ABD nüfusunun üçte biri evinde bir ya da birden fazla ateşli silah bulunduruyor ve her kitlesel saldırıdan sonra halkın ateşli silahlara ilgisi artıyor. Son zamanlarda artan silahlı saldırılar halkın silahlara olan ilgisini daha da arttırıyor. Bir çok ABD’li yetkili, ülkedeki halkın kontrolsüz silahlanmasını engellemek ve ya zorlaştırmak için yasalar çıkartılması için çalışıyor.

Diğer bir yandan ise teknolojinin gelişmesi ile silah edinmenin çok aşırı bir şekilde kolaylaştığına tanık oluyoruz. Son zamanlarda 3D baskılı silahların artması ihtimali ile silah kontrolünün geleceği, tamamen var olmasa da etkisiz olabileceğini bir gerçektir.

İnsanlar kendi  silahlarını internetten indirebilecek ve basabilecekleri bir gelecekteki silahlarla ilişkili katliamlardan kendilerini nasıl koruyacak ya da koruyabilecekler? Bu soruyu cevaplamak için aşağıda 5 olası yolu içeren bir liste hazırladık:

1. Duygu ve Davranış Kontrollü Beyin İmplantları

CSE; CSNE; bio engineering; Nile; Deva; David; Julia; brain wave activity, research, indoor, technology

“Tel kafalı” ing. (wirehead) olarak bilinen bu fikir, gerçekleşmesi zor olsa da, sandığınız kadar distopik de değil. Beyninizin zevk merkezlerini canlandırmak ya da zararlı duygular ve davranışları bastırmak için kafatası implantları kullanabilseydiniz?

ABD’nin Gelişmiş Savunma  Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA), zihinsel rahatsızlığa yönelik duyguları düzgün şekilde düzenleyecek beyin implantları geliştirmeyi amaçlayan 70 milyon dolarlık bir program başlattı.

DARPA Program Müdürü Justin Sanchez, ajansın internet sitesinden yaptığı açıklamada, “Yeni Terapiler için Sistem Temelli Nöroteknoloji” (SUBNETS) adı verilen projenin çok daha etkili nöropsikolojik tedavi yöntemleri geliştirebilmek için ileri düzey implantları kullanarak beynin işleyişi hakkında yeni bilgi toplamayı amaçladığını söyledi.

Ordudan emekli olanların yaklaşık yüzde 10’unun akıl hastalıkları ya da madde bağımlılığı nedeniyle tedavi gördüğüne ve akıl hastalıklarından muzdarip kişilerin hastanede tedavi görenler arasında ilk sıraya yerleştiğine dikkati çeken Sanchez, SUBNETS’in başarılı olması durumunda nöropsikiyatri alanında çığır açacağını kaydetti.

Bu teknik, saldırganların amaçlarını bastırmak için, suça eğilimli kişilerin duygularını yok etmek için de kullanılabilir.

 

2. Mühimmat Yasağı

 3B Baskı ile üretilmiş bir mermi

Önerilen bir başka düşünce, mühimmatın imalatı ve satın alımını yasaklamanın basit bir yoludur. Sonuçta,  birisi için 3B baskılı mühimmat için barut, tüm ateşli silahlar için gereklidir. Üç boyutlu bir tabanca yazdırmak, mümkündür; ancak 3D baskı ile barut üretilebilir mi? Şimdilik hayır.

Ancak bu çözüm, sorunun uzun vadeli bir çözüm değildir. 3D baskı barutunun gelecekte imkansız bir özellik olarak kalacağını kabul etmek durumunda olsa bile, “mühimmat” konusunu barut temelli olarak tanımlamak sadece yanıltıcı olacaktır. Gelecekte, 3B baskı ile yaratıcı ve radikal olarak farklı ateşli silahlar beklemeliyiz.

3B Baskıların tamamen yaygınlaştığı bir dünyada yazıcıları silah üretilemeyecek bir şekilde programlanılabilir belki. Ama günümüzdeki dijital koruma sistemlerine baktığımızda gelecekte de durumun nasıl olacağını ön görmek pekte zor değil. Örneğin: dijital oyunlarda kırılmaz denilen Denuvo sisteminin kolaylıkla kırılması gibi. Hackerlar silah üretme engeli olan 3B yazıcıların yazılımını değiştirip küçük bir odada büyük bir silah fabrikası kurabilir. İşte bu yüzden devreye yapay zeka giriyor. Bu sistem yapay zeka tarafından kontrol edilirse işte o zaman silah üretmek imkansız olur. Silah üretebilen olsa bile, silahlar kullanılmadan saldırılar bastırılabilir.

Sousveillance – Gözetim Toplumu

Devletlerin, istihbarat örgütlerinin, teknoloji yoluyla vatandaşları gözetlemesinin meşru sayıldığı toplumdur. Günümüz dünyasında tüm haberleşme, para transferi, kredi kartı harcamaları, internet aktiviteleri ve daha bir çok şey devasa veri tabanlarına kaydedildiği, Hepimiz aslında bir nevi fişlemeye tabi tutulduğumuz, adımlarımız dahi tehlike fayda ve etki düzeylerimize göre sınıflandırıldığı için kötü bir ütopya yada şehir efsanesinden farklı görülmese bile en azından içten içe hissedilen olgudur. Tıpkı George Orwell’ romanları gibi.

Bilimadamlarının dışında da yeni teknolojilerinin gelişim sürecine paralel olarak ağırlık kazanan modern gözetimin tehlikelerine dikkat çeken çalışmalar mevcuttur. Bunların başında da hiç kuşkusuz, Orwell’ın baskıcı Stalin yönetiminden ilham alarak yazdığı söylenilen ünlü romanı 1984 gelmektedir. Orwell büyük bir uzak görüşlülük ile yazdığı bu ünlü romanında, Büyük Birader adını verdiği dev bürokratik organizasyon tarafından vatandaşların 24 saat gözetim altında tutulduğu bir toplumu son derece çarpıcı bir biçimde anlatır. Orwell’ın çizdiği karanlık senaryo, vatandaşların düşüncelerinin dahi denetlendiği, totaliter bir topluma doğru gidildiği şeklindedir.

Gözlem mekanizmaları sayesinde, insanların tutumları üzerinde daha etkin olmakta, daha fazla nüfuz olanağı sağlamaktadır. İktidarın tüm ilerlemelerin üzerinde bir bilgi artışı yer almakta ve bu iktidarın icra edildiği bütün yüzeylerin üzerindeki bilinecek nesneleri keşfetmektedir.

Bunun yanı sıra resmî otoriteler daha sağlıklı kamu hizmetleri sunmak, suçlularla mücadele etmek, vergi toplamak gibi, makûl nedenlerle düzenli olarak sıradan insanlar hakkında enformasyon toplamaktadır. Amerika, İngiltere, Kanada ve Avustralya gibi ülkeler suçluların ulusal DNA verilerini kayıtlara geçirmektedir.

Bilgisayarlardaki ilerleme ikili bir etkiye sahip: Onlar sadece enformasyonu toplamayı kolaylaştırmıyor; aynı zamanda, analiz etme yeteneğine sahipler. Kredi kartları ile yapılan alışverişler, telefon konuşmaları, süpermarket kayıtları ve diğer finansal işlemler sıradan vatandaşın bütün günlük yaşamına ilişkin verileri bilgisayarların hafızalarında depoluyor. Örneğin The Economist’e göre Acxiom Corporation in Conway adlı tek bir şirket, veri bankasında Amerikan hane halkının yüzde 95’inin kamusal ve tüketim enformasyonunu muhafaza edebiliyor. Son dönemde olağanüstü bir hızla yayılan internet teknolojisi ile birlikte gözetimin artış hızı çok daha fazla ivme kazanmıştır.

Bu önümüzdeki 10 yıl içinde çizilen senaryo gerçekleşirse, artık sıradan insanların neler yediği, neler okuduğu, hangi kahveyi içtiği, neler satın aldığı, hattâ biraz daha ileri gidersek sevgilileriyle neler konuştuğu, hangi sağlık sorunlarına ya da hobilere sahip olduğu gibi, özel yaşamın en ince ayrıntılarına -mevcut güvenlik duvarlarını aşabilenler- ulaşabileceklerdir.

2020 yılına kadar dünyada GPS, akıllı evler, enerji toplama, biyomedikal alanlarına kadar yaklaşık 1 trilyon çalıoşan sensör olacak. Ve 2022 yılına kadar akıllı telefonlardan IP’ye, CCTV’ye kadar yaklaşık 45 milyar kamera çalışıyor olacak. Sonuç olarak, sadece bu, genel popülasyonu, yukarıdakilerle aynı tutma gücüyle güçlendirecek değil, aynı zamanda, işledikleri suçları (silahla ilişkili katliamlar gibi) durdurulmasına izin verebilir.

Bu sensörlerden ve kameralardan akacak veri miktarı ile birlikte, terör faaliyetlerini öngören bu veriden bir algoritma oluşturabileceklerine inanan bazı araştırmacılar var. Geçen yıl, araştırmacılar, terörist şüpheli davranış kalıplarını (hem çevrimiçi hem de çevrimdışı) inceleyerek gelecekteki terör olaylarını öngörme yöntemini açıklayan bir çalışma yayınladı. Ve bu, distopya dayalı bilimkurgu filmi Azınlık Raporu’na çok benzer görünüyorsa, endişelenmeyin, bu algoritmayı formüle etmek için hiçbir telepatik insan kobayı kullanılmamıştır.

Kurşun geçirmez giysiler

Genelde bir çok ülkede ister bir asker veya bir polis memurunun, bir silahlı çatışma meydana geldiğinde her zaman kurşun geçirmez yelek ile donatılması zorunludur. Fakat bu neden tüm vatandaşlar için de zorunlu olmasın? Göreceli olarak yakın gelecek, gelişmiş bilim ve teknoloji sayesinde çok iyi olabilir. Gelecekteki giysiler her bireyin moda anlayışına özgü olmaya devam edecek, ancak mermilere ve diğer yüksek hızlı mermilere dayanabilen elyaflardan oluşacak.

Olası bir giysi malzemesi, grafenden oluşabilir – iki boyutlu karbon malzemesi, yapılan testler grafenin, çelikten 200x daha dayanıklı çıktığını gösterdi.  ABD’de Rice Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, kurşun geçirmez materyal geliştirmek için grafenin kullanılabileceğini başarıyla kanıtlamışlardır. Olası diğer bir malzeme sentetik örümcek ipeği olabilir. İki yıl önce yayınlanan bir çalışmada gösterildiği gibi, İtalya’da Trento Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, karbon nanotüpleri ve grafen pullarıyla 15 Pholcidae örümceğinin püskürttüğü ağdan, Kevlar’dan daha güçlü bir ipek üretmeyi başardılar.

Yoksulluğun ve Ekonomik Eşitsizliğin Ortadan Kaldırılması

Ve nihayet, gelecekte şiddeti tamamen önlemek için önerilen daha olası çözümlerden biri yoksulluğun ortadan kaldırılmasıdır. Gerçekten de, yapılan araştırmalar şiddetin doğrudan nedenselliğini kişinin gelirine bıraktığını göstermiştir. Küresel yoksulluğu ortadan kaldıracak olursak, ücret aralığı ve düşük gelir düzeyindeki diğer semptomların yanında insanların başkalarına şiddet uygulayacak hiçbir sebepleri olmayacaktır.

Bununla birlikte, bazı insanların şiddet eylemleri gerçekleştirmelerinin tek nedeni yoksulluk değildir. Aslında, son Las Vegas katliamında olduğu gibi, ortaya çıkan kanıtlar bunun yerine akıl hastalığına işaret ediyor. Yoksullukla mücadele aynı zamanda zihinsel hastalıklarla mücadelede olumlu sonuçlar verebilirken, her zaman bir garanti değildir.

Bundan sonra önemli bir soru gündeme getiriyor: Gelecekte silahla ilgili katliamlardan kaçınmak için uzun vadeli tek bir çözüm olacak mıdır? Muhtemelen  hayır.

Yukarıda listelenenler birlikte kullanıldıklarında, bu tür acımasızlıklardan kaçınmada geleceğe yönelik bir yol gösterici olabilir. Şiddet, beklenmedik bir şekilde daima insanlarda gizli bir eğilime sahiptir.

 

 

 

Her ne kadar dünya silahsızlandırılmaya çalışılsa da yeni bir soğuk savaşın başlaması olası gibi görünüyor. Bu soğuk savaş ilki gibi bir sadece nükleer silah ve uzay yarışı temelli değil gezegenlerarası bir uzay yarışından, nanoteknoloji, robotik ve yapay zeka ağırlıklı bir silahlanma olacak. Bu tip bir soğuk savaşın devletler arasında yapılması şart değildir. Bu savaş teknoloji üreten şirketler arasında da olabilir.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorum girin.
Lütfen isminizi yazın