PAYLAŞ

Facebook, internet denince ilk akla gelen platformların başında geliyor. Yeni yapay zeka sistemiyle intiharları önlemeye çalışan Facebook yönetimi, aslında üyelerini değil kendini kurtarmak istiyor. 

Komik videolar ve yan masadaki arkadaşa haydari yollayan uygulamalarla başlayan Facebook dönemi son yıllarda farklı bir boyuta ulaştı. İlk nesil üyeler, eski arkadaşlarını bulmak ve eğlenmek için siteye abone oluyordu. Günümüzde Facebook, internetin bel kemiği haline geldi.

Sosyal ağ sitesinin kurucusu ve CEO’su Mark Zuckerberg, ücretsiz internet, sanal gerçekliğe uygun Facebook gibi ilginç projelerle adından söz ettiriyor. Eski kullanıcılar onu, bir dönem genç yaşta kazandığı serveti ve özel hayatı ihlal eden değişikleri savunmasıyla hatırlıyor. Her iş adamında olduğu gibi Facebook ile birlikte Zuckerberg de evrim geçirdi. Kendisini artık iyi bir aile babası ve geleceği şekillendiren CEO olarak görüyoruz.

Bugün Mark Zuckerberg kişisel profilinden, Facebook’un gizlice çalıştığı projesini tanıttı. Milyarlara hitap eden site, intiharları öngörebilen bir yapay zeka geliştirdi. Haber tek taraflı bakılınca büyük bir gelişme gibi duruyor. Facebook yine süper kahraman gibi hepimizi kurtardı, intiharların önüne geçmeye çalışıyor. İşe bir de şu gözle bakın, Facebook neden gizli gizli böyle bir sistem geliştirdi?

Facebook İnsanları İntihara Sürüklüyor

Başlığı görünce hemen, üçüncü sayfa haberleri ve sırf tık kazanmak için hazırlanmış makaleler aklınıza gelmesin. Facebook 2004 yılında kurulmuş olsa da, aşağı yukarı 2006 yılından bu yana aktif olarak hayatımızda büyük bir yer edindi. Psikologlarda hastalarından, Facebook bağlantılı şikayetler dinlemeye başlayınca, araştırmalara da konu oldu.

Ufak bir araştırmayla, Facebook’un insanları depresyona sürüklediğini ve mutsuz ettiğini gösteren bir çok önemli psikoloji makalesi bulabilirsiniz. Missouri Üniversitesi’nin 2015 yılında yayınladığı makale, düzenli Facebook kullanıcılarının akıl sağlığında oluşan olumsuz etkilere dikkat çekiyor. Üniversite, bu semptomların depresyonla aynı olduğunun altını çiziyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2012 yılında hazırladığı bir rapora göre, 2020 yılında 1.5 milyon kişinin intihar etmesi bekleniyor (şu anki psikolojik profil incelemeleri ve istatistiklere göre), bu rakamda sosyal medyanın büyük etkisi olacağına dikkat çekiliyor.

Bu konuda yapılan araştırmalar Housten Üniversitesi, Dünya Sağlık Örgütü, psikoloji dernekleri gibi örnekler derken uzayıp giden bir listeye sahip. Tüm araştırmalar ortak noktalara götürüyor.

1- İnsanlar Kendilerini Daha Yalnız ve Başarısız Hissediyor 

Facebook ilk yıllarında eğlence odaklı içerikleri ön plana çıkarıyordu. Herkes arkadaş listesindeki kişilerin mizah anlayışı ve paylaşımlarıyla sınırlıydı. Sonra özel mesajlaşma ve sosyal medya dalındaki rakiplerin çoğalmasıyla pazar büyüdü.

Facebook, arama motorları ve rakipleriyle yarışırken farklı evrimler geçirdi. Yeni filtre sistemleri denemeye başladı. Artık arkadaş listenizdeki insanları ve beğendiğiniz sayfaların paylaşımlarını daha az görürken, bol reaksiyon alan içerikler karşınıza çıkmaya başladı.

Facebook, insanların haber almak için ilk seçeceği platformlardan biri olmak istedi ve bunu başardı. Paylaşımları artırmak için ufak bir oyun oynayıp, sosyal statümüze meydan okudu.

Uzmanlar, insanların % 70 oranında Facebook’a eğlenmek için giriş yaptıklarını söylüyor. Bu rakamın büyük çoğunluğu yarım saatlik kullanımdan sonra kendini daha kötü hissediyor. Facebook, paylaşımları, beğenileri ve yorumları artırmak için ön plana çıkardığı yemek, tatil, mekan içerikleriyle insanları mutsuz ediyor.

Araştırmacılar kullanıcıların, başka insanların yaşamlarını gördükçe kendilerini kötü hissetmeye başladıklarını söylüyor. Sosyal medya paylaşımlarına göre, herkes daha mutlu, daha zengin ve güçlü bir hayat çiziyor.

Facebook burada aslında küçük bir görgüsüzlük oyunu oynayarak, arkadaş listenizdekilerle yarışmanızı istiyor. Bu anlamsız yarışa katılırken, kendini bir fotoğraf ve video karesi için oluşturulan sanal hayatlardan dolayı daha yalnız hissediyorsunuz.

2- Paranoya Dolu İçerikler Öne Çıkıyor 

Facebook’un basit bir reklam algoritması var. İçerik üreten sitenizi ya da YouTube kanalınızı öne çıkarmak için ya viral olacak işlere imza atmanız lazım (son yapılan araştırmalara göre sosyal medyada viral olma şansınız piyango kazanmanızdan daha az), ya da sponsorlu içerik için bütçe ayırmalısınız.

Eski gazetecilerin bir lafı vardır ‘korku, cinsellik ve politika her zaman haberleri okutur”. Haliyle sosyal medyada ön plana çıkmak isteyen tüm içerik üreticiler, sponsorlu iletilerinin ekmeğini yemek için paranoyanın insanın ruhunu kemiren gücünü kullandılar.

Siz ne kadar içeriklere tıklayıp bunları paylaşırsanız Facebook, daha fazla reklam gösterimi ve sponsorlu ileti talebiyle gelirini yükseltiyor. Haber ve içerik filtreleme sistemiyle birlikte artık arkadaş ortamınızın eğlenceli dünyasından uzaklaşıyorsunuz.

Daha büyük çapta bir reklam projeniz varsa örneğin çıkan film ve oyunların fragmanlarının tüm sayfanızı işgal etmesi gibi, insanlara okuyacak başka içerik de bırakmıyorsunuz. Kısacası araştırmalar, sosyal medyada vakit geçiren kişilerin okudukları paranoya ve korku dolu haberler yüzünden bilinç altlarının olumsuz etkilendiğini gösteriyor. Dünyayı daha tehlikeli bir yer gibi görüyorlar. Bu da mutsuzluğu tetikliyor.

3 -Facebook Aslında Bir Yalnızlık Oyunu 

Araştırmacılar Facebook’un sisteminin yalnızlık duygusunu artırdığını gözlemledi. Yukarıda bahsettiğim gibi Facebook’un bir kaç yıldır kullandığı algoritma, paylaşımlarınız aldığı beğeni, yorum gibi detaylara dikkat ediyor. Dünyanın en önemli ya da duygusal paylaşımını yapsanız bile, çok etkileşime girmeyen bir kullanıcıysanız kimse yaptığınız işleri görmüyor.

Bu başlı başına, insanları intihara sürükleyen en önemli sebeplerden biri. Sosyal medya icat olmadan önce de psikolojik veriler çoğu intihara meyilli kişinin kendini ‘önemsiz’, ‘yalnız’ ve dışlanmış hissettiği için ölümü düşündüğünü gösteriyordu.

Sürekli paylaşım yapmayan insanların doğum günlerinin bile ikinci planda hatırlatıldığı ilgiye muhtaç bir sistemden bahsediyoruz. Şöyle düşünün, bir oda dolusu arkadaşınız var. Onlar, size belirli seviyede fotoğraf paylaşıp filtrelerine uygun konular anlatırsanız konuşacağız diyorlar. Bu size nasıl hissettirirdi?

4- İlgi Çekme Yarışı

Depresyondaki insanlar, sık sık başkaları tarafından daha fazla ilgi görmek isterler. Aslında bu ilgi onlar için kötüdür uzun vadede, bu bir ilgi oyununa döner. Facebook’un temel sisteminin de benzer olduğunu fark etmek için, psikolog olmaya gerek yok. Sosyal medya devi, yapay olarak size bu depresyon hissini en derinden hissettiriyor.

Kimseyi umursamadan, yorum atıp, içerik paylaşsanız bile aldığınız beğeni ve destek mesajları size kendinizi iyi hissettirmiyor mu? Bu aslında Facebook’un bilerek yaptığı ve aktif kullanıcı sayısını artırmak için kullandığı bir sistem.

Kısacası, ilgi yapay olsa da hisler gerçek. Uzmanlar bu oyunun zamanla bir yarışa döndüğünü ve kişilerin sosyal medyada bir birlerinin olumsuz etkilendiğini söylüyorlar. İşin sonunda, arkadaş listenizde ya da bir paylaşımda gördüğünüz kişilerle kendinizi kıyaslayıp sık sık “neden o benden daha mutlu?”, ya da “o kişinin benden fazlası ne ben niye bunu hak etmiyorum?” gibi sorularla kendinizi kötü hissediyorsunuz.

5- Siber Zorbalık, Rakamsal Eşitsizlikler

Uzmanların yardımına ihtiyaç olmadan siz de bu maddenin ne demek olduğunu iyi biliyorsunuz. Facebook, reklam sistemi ve aktif kullanıcı sayısını artırmak için rakamlar üzerine kurulu bir yapıya sahip. Arkadaş sayınızın yüksek olması sizi önemli biri gibi gösterebiliyor. Çoğu zaman çok az arkadaşı olan insanların ‘sahte profil’ olduğunu düşünüyorsunuz.

Rakamlardan gelen güç  sayesinde bu platformda bilgi ve fikirler önemsiz hale geliyor. Her paylaşımın altında en fazla beğeniyi alan yorum ilk başta çıkarken, sizin belki de dakikalarınızı verip yazdığınız içerik kaybolup gidiyor. Bu sistem siber zorbalığı tetikliyor. Siber zorbalık gerçek hayattakinden pek farklı değil. Birisi zorla size kendi fikrini benimsetmeye çalışıyorsa ve neler yapmanız gerektiğini dikte ediyorsa, zorbalığa maruz kalıyorsunuz demektir. Aktif Facebook kullananlar için bu her gün yaşadıkları gerginlik anlarından birisi.

Facebook siber zorbalığa karşı gibi gözükse de, öfkeli insanlar daha fazla yorum yapıyorlar ve tartışmalara katılıyorlar. Bu da aslında aktif kullanıcı bazlı reklam sistemini besleyen başka bir algoritmanın kurbanı olmanızı sağlıyor.

6- Dışlanmışlık ve Zaman Kaybı Hisleri 

Psikologlara göre 20 dakikadan fazla Facebook’ta dolaşırsanız zamanınızı boşuna harcamış hissediyorsunuz. İnsanlar bu hissiyatı aşmak için mobil Facebook kullanımını artırıyor. Spor yaparken, bir mekanda otururken ya da arkadaş ortamındayken Facebook’a girerek her şeyi tek potada erittiklerini düşünüyor. Bu büyük bir yanılgı.

İnternetin bulunuş amaçlarından biri, benzer fikir ve ilgi alanlarına sahip kişilerin sanal ortamda tanışıp bilgi alışverişi yapmasıydı. Belirli yaşın üzerindekiler bu dönemi hatırlarlar. Genç nesil ise biraz araştırmayla, interneti tanıtan tüm röportajlardaki benzer vurguları bulabilir. Facebook’ta ilk kurulduğu dönemde insanların bir birleriyle tanıştığı yaptığı paylaşımlarla, fikirlerini dünyaya açabildiği bir platformdu.

Makinenin çarklarını döndürmek için değiştirilen sistemle birlikte, artık Facebook kullanıcıları bir birlerini sınıflara ayıran ve kötü davranan kişilere dönüştü. Aktif kullanıcıların beynine distopya mesajlar yığan Facebook, insanların bir birlerine karşı daha agresif olmasını sağlıyor.

Uzun lafın kısası, düşük bir cümle ya da ifade bozukluğu yüzünden bile yaftalanır, belki listenizdeki çoğu insan tarafından dışlayabilirsiniz.

Facebook Bağlantılı İntiharlara Karşı Yapay Zekalı Çözüm 

Facebook’un depresyon ve intihar isteğini artırdığını araştırmalar açıkça ortaya koyuyor. Şimdilik iyi bir lobinin yarattığı bilgi eksikliği yüzünden kaç kişinin intihar yolunu seçtiğini bilmek zor. Geçtiğimiz yıl bile ülkemizde kısa sürede viral olan Facebook intihar girişimleri ciddi oranda arttı. Aslında virallik burada anahtar kelimelerden biri.

15 dakikalığına ünlü olma hissi sosyal medya odaklı intiharların artmasını sağlıyor. Sosyal medyada kendini ifade edip ölümü seçen bir insana verilen tepkiler ve sahte sevgi zincirleri, depresyondaki insanların psikolojilerini olumsuz etkiliyor.

Sahte sevgi zincirleri diyebiliyorum çünkü bu konuda kendi çapımda yaptığım ufak bir sosyal deney ile, intihar eden kişi için methiyeler düzen kişilerden yardım isteyince umursamadıklarını gördüm. Bunu siz de ilk fırsatta deneyin. Aynı tepkileri alacaksanız.

Kitaplar, filmler, müzikler ve bilgisayar oyunları intihara sürüklüyor konulu haberlerden herkes bıktı. Belirli oranda travmayı besleyecek mesajların intihar duygusunu tetikleyeceği psikolojik bir gerçek. Öte yandan yetkililer yıllardır bu tarz mesajların önüne geçecek sistemlere ön ayak oldu.

Facebook’taysa durum çok farklı yerlere gidiyor. Çünkü bu platformda içeriği milyarlarca kullanıcı oluşturuyor. Kedi ve köpeğini paylaşan tontiş teyze yerine, reklam gelirini artıracak içerikleri ön plana çıkaran platform zaten yaptığının farkında. 2008 yılından beri, “intihar bildirme ve yardım sistemi” yurt dışında aktif şekilde çalışıyor.

Facebook yine iyi bir lobicilik faaliyeti göstererek, site üzerindeki faaliyetlerinizi inceleyecek bir yapay zeka geliştirdi. Bu yapay zekanın iki sebebi var, Dünya Sağlık Örgütü’nün ön gördüğü intihar vak’alarının yasal sorumluluğundan kaçmak ikincisi de kişisel verilerin incelenmesinin önünü açacak kılıf oluşturmak.

Şimdilik paylaşımları değerlendiren sistemin gelişmiş versiyonlarında özel mesajların da değerlendirilmesi söz konusu olacak.

E, Ne Yapalım? Taş Çağına mı Dönelim?

Genelde bu tarz yazıları okuyan teknoloji severler başlıktaki fikri paylaşırlar. Haklısınız ben de paylaşıyorum ama uzmanların basit önerileri var. Üstelik bu öneriler diyet yapmak ya da sigarayı bırakın gibi, günlük yaşantınızı bozacak şeyler de değil.

Psikologlar, Facebook’a girip 20 dakikalık kullanımın yeterli olduğunu söylüyor. Haliyle gün içerisinde 20 dakika girdikten sonra, bir iki saat aralıklarla Facebook’a olan ilişkinizi azaltabilirsiniz.

Uzmanlar, Facebook kullanımı azaltan ve günlük hayatın seyrine önem vermeye başlayan insanların, bir süre sonra yaşadıkları depresyon belirtilerinden kurtulduklarını gözlemlemişler. Sosyal medyadan kaçış yok. Bunu her teknoloji tutkunu biliyor. Ancak ondan uzaklaşarak beynimizin gerçeğe dönüştürdüğü sanal etkilerden kurtulmak mümkün.

 

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorum girin.
Lütfen isminizi yazın