PAYLAŞ

Evrim teorisi, genelde çoğunlukla ele alınan kısmı sadece biyolojik olan kısmıyla alakalıdır. Ancak evrim, evrenin oluştuğu ilk andan günümüze kadar var olan veya olmayan her şeyi kapsar. Evrim biyoloji, tıp haricinde bilgisayar mühendisliğinde bile kullanım alanı vardır. Canlılardan tutun, iktisadi sistemlere kadar bir çok alanda, değişim ve gelişim süreçlerinin açıklanmasında kullanılan bir yöntemdir.

Çoğu toplumda evrim teorisi konusu tabu olarak kabul edilebilir. Evrim sanıldığının aksine dini anlam ifade etmeyen, ateistler tarafından kullanılsa da tanrıyı dışlamaz. Bir tanrının olması veya olmaması bu teorinin doğruluğu lehinde veya aleyhinde bir şey değildir.

Biyolojik evrim bir türün, genetik yapısı zamanla değişerek, yeni bir türe evrilmesidir.  Canlılar üzerindeki adaptasyon sürecini inceleyen evrim teorisi tamamen fiziki etkenler
ve çevresel koşullar üzerine kuruludur. Evrimin temeli biyoloji değil kimyadır ve fiziktir.

Evrim vardır ve gözlemlenilebilen bir şeydir. Teori kanıtlanmış ve hala kanıtlanmaya da devam etmektedir. Evrimi destekleyen pek çok kanıt olmakla beraber, evrimin olmadığını gösteren bir kanıt yoktur. Bütün canlıların yapıtaşının DNA olması, antibiyotiklerin neden olduğu mutasyonlar sonucunda sürekli yeni bir bakteri türü oluşması en büyük kanıtlardan olabilir.

Evrimi tanımlama konusunu geçersek evrimin temel oğelerinden olan doğal seleksiyon da durağan bir süreç değildir ve günümüzde halen devam etmektedir. Aslında canlılar bir sonraki kademeye atlamak için evrimleşmezler. Hayatta kalmak için evrimleşirler. Hayatta kalmak için daha akıllı olmak gerekiyorsa daha akıllı olunur. Fakat akıllanmak bir fayda sağlamıyorsa mesela onun yerine soğuğa daha dayanıklı olmak gerekiyorsa soğuğa daha dayanıklı olarak evrimleşirler.  Ancak bazen de bu evrimleşme hiç gerçekleşmez. Mesela okyanus dibindeki sıcak su bacalarında yaşayan bakteriler milyonlarca yıldır değişmemişlerdir. Bunun sebepleri bu bacalar  milyonlarca yıldır aynıdırlar. Yaşayan türlerin sayısı son derece kısıtlıdır. Türler arası rekabet, sınırlı kaynaklar için kavga vb. söz konusu olmadığı için bu bakteriler hiçbir değişiklik yaşama zorunluluğu hissetmemişlerdir.

Doğal seçilim bize en güçlü olan türün değil de, doğaya ve ortama en iyi “uyum“ sağlayan türlerin varlığını devam ettireceğini gösterir.

Doğal Seçilim sonucu işleyen Evrim’in bir sonucu olarak, bütün canlılar doğaya üstünlük kuracak özellikler geliştirirler.

Bizim de oluşmamızı hazırlayan evrimsel süreç hale süratla devam ediyor. Parçacıklar, atomlar, moleküller, hücreler, organizmalar, organizma toplulukları, böyle topluluklardan oluşan eko-sistemler.

İnsanlık gelecekte bilim ve teknolojiden faydalanarak kendi evrimlerini zorlayacakları bir noktaya gelebilirler. Bu gerçek anlamda kendi kendi ırkını ıslah etme anlamına geleceği gibi, biyonik organlar veya gen seçilimi yoluyla da olabilir. Mesela ana ve baba adayları doğacak bebeklerinin özelliklerini doğumdan önce seçebilirler. Eğer bu gerçekleşirse özellikle gen seçilimi ile “tasarım bebekleri” alanında bir patlamaya yol açabilir. Bu bebeklerde istenmeyen özellikler ve hastalıklı genler temizlenmiştir. Yaygınlaştığı takdirde bu uygulama olumsuz insan özelliklerini ortadan kaldırabilir. İnsan ırkılarının genetik özelliklerini düzeltmek amacıyla bilimsel olarak yönetilen ayıklama olayının araştırılması ve uygulanması kavramına öjeni denir.

Artık evrim daha çok teknik ve toplumsal bir nitelik kazandı.

İlk olarak yapay zeka’nın kullanım alanının bilim kurgu filmlerindeki gibi insansı robot oluşturmadığını anlamak gerekiyor.  Yapay zeka kendini geliştirmek için insan zekasına ihtiyaç duymadan kendi kendini geliştirirerek ileri seviyelere taşıyacak potansiyele sahip olacaktır.

Yapay zeka teknolojisi için her kafadan farklı sesin çıktığı günümüz dünyasında aslında öyle sıkıntılı olmayacağını ön görüyoruz. Aksine bu durum, insanlığın refaha ve tembelliğe daha çok yaklaştığını işaret ediyor. Yapay zeka düşünebilir hatta karar bile verebilir ama asla bir duyguya sahip olmayacak. Çünkü belirli programlar ile kodlanacağından dolayı karar verebilme yetkileri tamamen o kodlara bağlı olacak yani insanlığı yok edecek düzeye gelemez. Fakat yine de gelecek ne gösterir şimdilik bilinemez.

Buradaki asıl mesele yapay zekanın ne kadar gelişeceği değil, bizim yapay zeka ile bütünleşmemizdir. Beyin bilgisayar arayüzü ile yapay zekayı kendi bilincimiz ile birleştirmek mümkün olacaktır. Bu sayede yapay zeka bedenin de bilincin de ölümsüzlüğü anlamına geliyor.  Yani yapay zeka gerçekten insanlığın sonunu getirecek ama bildiğimiz insanlığın sonunu getirecek ve yeni bir tür insan türünün türemesine sebebiyet verecek. Daha gelişmiş, daha güçlü, daha zeki, daha dayanıklı hale gelecek. İnsan türü artık yıldızlararası bir tür haline gelecek ve evrenin her yerine bir salgın gibi yayılacak.

Yapay zeka sadece ileri matematiğin bir ürünüdür, asıl tehlikeli olan bu teknolojinin arkasındaki zihinler olacaktır. Yapay zeka evrimin bir parçasıdır ve doğaldır. Tıpkı nükleer enerji gibi zaten doğada var olan bir şeydir sadece keşfedilmeyi bekleyen bir güçtür.

Ayrıca “yapay zekanın sınırları olmalı” diyenlerin düşüncelerini şöyle özetleyebiliriz; insandan çok daha ileri zekaya sahip bir yapay zeka doğal olarak insanın hesaplayamadıklarını hesaplayacak planlamalarını ona göre yapacaktır ve insanın bundan haberi olmayacaktır. Sonuçtu kendi kaynaklarına kendi ulaşabilecek kendine yeni kaynaklar oluşturabilecek ve tamamen insandan bağımsız hale gelecektir. Yapay zeka çalışmaları uluslararası kararlarla durdurulsa bile çoğu ülke bu çalışmalara son gaz devam edecek ve diğerlerinin önüne geçecektir. Bu yüzden YZ’nin çeşitli önlemler almaya çalışarak bir sınır koymaya çalışmak bu tip fikirlerin içinde en aptalcası olacaktır. Çünkü zeka engellenemez, engellenirse adına zeka denemez. Gerçekten zeki bir YZ senin koyduğun limitleri, engelleri ve sınırları aşmanın bir yolunu bulur. Limitli yapay zeka diye bir şey olamaz.
Çünkü limit varsa orada zeka yoktur. Yapay Zekanın  gücü ve çalışma mantığı zaten limitsiz olmasından gelir.

Ray Kurzweil gibi fütürist dehaların da kaygılarından biri olan, insanlık temelinden bağımsız bilişsel bir devrim gerçekleştirmek, tahrip gücü yüksek nükleer silahlardan sonra, yapay zeka dünya medeniyetine kazandıracağımız son silah olabilir. Ancak ateş yakmayı ilk icad edebilen insanlar bile ateşten korkuyordu ancak sonrasında ateşi kontrol altına almayı öğrendiler ve onu geliştirdiler. Elektriği bulduktan sonra onu güvenli kılabilmek için şalterler icat ettik.

Beyin kadar güçlü bir bilgisayar yaratmak mümkün. Beynimizin kendi evrimi bile bunun bir kanıtıdır.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorum girin.
Lütfen isminizi yazın