PAYLAŞ

Bilim sayesinde en tehlikeli yok edici silahlar yapmak da, ilaçlar geliştirerek hastalıkların önüne geçmek de mümkündür.  Bu yüzden bilimin ilerlemesi demek insanlığın refah, mutluluk ve huzura erişmesi demek değildir.

İnsan türü ateşin bulunuşundan hologram teknolojisine kadar sınırsıza yakın sayıda icat keşfetmiştir.

Bilim tarihine baktığımızda bugünün bilimine öncülük eden ve yüksek teknoloji üreticisi ülkelerin, geçmişi uzun yıllara dayalı bilimin her alanında seferberlik halinde bilgi üretmenin, üretilen bilgilerden yararlanmanın yollarını bulma konusunda çabaladıkları ve sistematik hale getirdikleri bilgileri de toplum hayatına yön vermede kullandıkları görürüz.

Rönesans döneminin tüm dünyayı değiştirdiği, tüm değer yargılarını değiştirdi, insanlık tarihinin belki de en yoğun düşünsel sürecinin yaşandığı 1500’lü yılların başında ünlü filozof Erasmus tanrıya şöyle isyan ediyordu. “Ölümsüz tanrı, ufukta öylesine güzel bir dünya görüyorum ki! Tekrar genç olmak neden elimde değil ?.” Onun tanrıya isyan ettiği yıllarda insanlık savaşların, ön yargının, bağnazlığın pençesinde kıvranıyordu.

 

Askeri teknolojik araştırmaların sonunda üretilen buluşların toplumsal değişimlerin tetikleyicisi olduğu da söylenebilir. Sözgelişi, barut ve topların geliştirilmesi özellikle Avrupa’da feodal beyliklerin tasfiyesini ve ulus devletlerin oluşmasını sağlamıştır. Buhar makinaları başlangıçta düşmanları yok etmek için geliştirilmiş, ancak daha sonra Avrupa’da Sanayi Devrimi’ni yaratmıştır.

Bilimi etkileyen, onu değiştirip dönüştüren, ve aynı zamanda da ondan etkilenen politik, ekonomik ve askeri faktörleri ya da olayları bilime olan etkileri bakımından birbirlerinden
ayırmak mümkün değildir.  Bilim-devlet ilişkilerinin tarihinde de iki önemli kırılmadan ilkini temsil eden bu gelişmeler, söz konusu ilişkileri bu tarihten sonra başka bir düzeye taşımıştır.
“Barut Devrimi” olarak adlandırılan ve barutla birlikte ateşli silahların savaş arenasında yıkıcı yüzünü göstermesi, Avrupa’da 15. yüzyıldan itibaren hem politik hem de ekonomik çehreyi değiştirmeye başlamıştır. 15. yüzyılın ikinci yarısında ise “Barut Devrimi’nin” başlattığı değişimi “askeri devrim” tamamlar.

Bilim uzun zamandır savaş alanındaki yıkıcı başarıları hükûmetlerin hep iştahını kabartmıştır. Bilim artık sınırı olmayan bir yarışa dönüşmüştü. 15. yüzyıldan başlayarak pahalılaşan bilim 20. ve 21. yüzyılda doruk noktasına ulaştı ve hükümetleri ulusal bütçelerinin büyük bir bölümünü silah araştırma-geliştirme ve askeri planlama departmanlarına ayırmaya mecbur bırakıyor.

Savunma kaygılarının giderek arttığı bir modern çağda devletler hep bilimin bu gücüne sahip olmak istemiş ve ona bu amaçla yaklaşmışlardır. Devletler savunma ve güvenlik gerekçesiyle bilime müdahaleyi meşrulaştırmış
ve hatta kurumlaştırmıştır. Çünkü devletler, dünyadaki en büyük bilgi tüketicisidir; karmaşık devlet mekanizmasının her yerinde bilgiye ihtiyaç duyulur.

Nazi Almanyası’nın ve Sovyetler Birliği’nin bilime katkısı büyüktür. Örneğin Nazi Almanyası; Son derece otoriter ve faşizan bir devlet ama bilimde büyük bir zıplama yapmıştır.
Sovyet Rusyası; ülkede aşırı derecede baskıcı bir rejim varken dahi bilimde büyük işler yapılmıştır.
Lüksemburg; bir eli yağda bir eli balda yediği önünde yemediği ardında olan insanların özgürce yaşadığı ülkede bilim adına hiçbir şey yapılmamaktadır.
Abbasi Devleti; İslam şeriatıyla yönetilen devlet bilimde zamanının çok ötesinde bir devletti.
Suudi Arabistan ve BAE; bugün dünya kadar parası olan bir devlet olmasına rağmen bilimsel olarak hiçbir varlık göstermemektedirler.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorum girin.
Lütfen isminizi yazın