PAYLAŞ

Güneş, yaşamın en temel kaynağıdır. Her saniye 600 milyon ton hidrojeni harcayarak açığa çıkardığı enerji Dünya’ya bir kaç milyar yıldır hayat veriyor. Güneş gibi yıldızlar sanılanın aksine yakıtlarını yakmazlar, atomları birleştirirler. Bu kadar uzak mesafelerde yaz gecelerinde tepemizde ışıltısını görebilmemiz, Dünya’da da yaratmaya çalıştığımız Nükleer Füzyon reaksiyonları sayesindedir.

Bilimciler, sınırsız ve çevreyi kirletmeyen bir enerji kaynağı elde etme yöntemi olan nükleer füzyon hayallerini gerçeğe dönüştürmek üzere. Güneş ve diğer tüm yıldızlarda doğal süreçlerle gerçekleşen füzyon, gezegenimizde de taklit edilebilir ve fosil yakıtlar üzerine kurulu mevcut enerji kaynaklarımızdan bizleri tamamen kurtarabilir.

 

Dünyada çok çeşitli ve cesur girişimlere rağmen, füzyon enerjisi ulaşılamamış durumda kalmıştır. Fakat yeni keşfedilen bir teknik radyoaktif atık üretmeyen bir şekilde füzyonu teorik olarak gerçekleştirmek için hidrojen-bor reaksiyonlarını kullanıyor.

Ekip, Laser and Particle Beams (Lazer ve Parçacık Kirişleri) bilim dergisinde yayınlanan araştırmacıların bildirisinde belirtildiği üzere, hızla patlayan iki güçlü lazer kullanılarak hidrojen-bor reaksiyonları yoluyla füzyon yaratmanın mümkün olduğunu keşfetti. Bu lazer patlamaları, çekirdeği bir arada sıkıştıran hassas doğrusal olmayan kuvvetler uygular. Bu teknik, radyoaktif yakıtı Güneş’in sıcaklığına ısıtmak için toroidal(simit şeklinde) bir bölmede yüksek mukavemetli mıknatısların kullanılıyor.

 

1970’lerde füzyonun hidrojen ve bor ile mümkün olabileceğini ve termal dengeye erişmek zorunda kalmayacağını öngören Hora’ya göre “Bence bu yaklaşımımız, diğer tüm füzyon enerjisi teknolojilerinden önde tutuyor” dedi.

 

Lazer tahrikli Hidrojen-bor reaksiyonları ile füzyon yaratmanın önemli bir olumlu yönü, teorik olarak mümkün olduğu kadar, birincil reaksiyonunda nötron üretmediğidir. Bu, hiçbir radyoaktivite üretmediği anlamına gelir.

Füzyon enerjisi, yalnızca gerçekçi ve uygulanabilir bir enerji kaynağı olarak değil, fakat büyük miktarda radyoaktif atık üretme potansiyeli nedeniyle sıklıkla eleştirilmektedir. Her şey plana göre yapılmış olsa bile, önceki teknikler tehlikeli, aşırı radyoaktif atıklar içeriyordu.

Kısaca: Çok çeşitli ve cesur girişimlere rağmen, füzyon enerjisi ulaşılamamış durumda kalmıştır. Araçtırmacılar yeni bir teknik ile radyoaktif atık üretmeyen bir şekilde füzyonu teorik olarak gerçekleştirmek için hidrojen-bor reaksiyonları kullanılmaya başlanmıştır.

p-11B (Proton – Boron-11): p-11B uzak gelecek için hedeflenen bir reaksiyondur, şu anda ve yakın gelecekte mümkün değildir. Anötronik füzyon amaçlanıyor ise ki er ya da geç füzyon teknolojisinin nihai hedefi olacak, proton/boron reaksiyonu da nihai hedeftir. Bu arada Boron, bildiğimiz “Bor” madenidir.

 

II. Dünya Savaşı sonrasında nükleer füzyon araştırmaları başladığında programlar gizliydi. 1955 Birleşmiş Milletler Atom Enerjisinin Barışçıl Kullanımı Uluslararası Konferansı’ndan sonra programların gizliliği kaldırıldı ve böylece uluslararası bilimsel iş birliği sağlanmış oldu.

 

Şüphesiz ki nükleer füzyon süreci kontrol altına alınabilirse, geleceğin en önemli enerji kaynağı olacak. Laboratuvarlarımızda Güneş ve diğer yıldızların küçük versiyonlarını oluşturarak sonsuz enerji elde etme hayalleri bir gün gerçeğe dönüşebilir. Füzyon enerjisi uzay araçlarının da ana yakıtlarından birisi olacaktır.

Fizikçi ve fütürist Michio Kaku’da yıllardır, “İnsan uygarlığı henüz Kardachev ölçeğinde 1.tip uygarlık olamadı. Şimdilik enerjimizi fosil yakıt yakarak, yani ölü bitkilerden karşılıyoruz” diyor. Bu anlamda Wendelstein 7-X füzyon reaktörü Almanya’nın Kaku’ya cevabı.

Almanya Plazma Fiziği Enstitüsü direktörü Sibylle Günter bunu “Yıldızların enerjisini kullanmak istiyoruz” sözleriyle ifade ediyor.

 

Plazma akışı simülasyonu.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorum girin.
Lütfen isminizi yazın