PAYLAŞ

YouTube‘daki bilimsel videoları ile tüm ilgiyi üzerinde toplayan Barış Özcan, üçüncü dünya ülkerinde ve vatandaşlarında yıllardır tükenmek bilmeyen “Ay’a gidilmedi!” goygoylarına karşı, yeni videosu ile “Ay’a gerçekten gidildi mi, yoksa gidilmedi mi?” sorusunu yanıtlıyor.

İşte Barış Özcan’ın Açıklaması ile O Video!

Bundan 50 yıl önce 20 Temmuz 1969’da ilk kez iki insan Dünya’dan başka bir gök cisminin üzerine indi. Takip eden yıllarda sevgili uydumuza 6 kez daha insanlı uçuş gerçekleşti ve Ay yüzeyinde toplam 12 kişi yürüdü. Bu kişilerin hepsi de Amerikalı ve NASA astronotu. Sizlere 3 cümle söyledim ve sonuncu cümlemde bu bilgilerin kaynağını da vermiş oldum.

Peki ya bu bilgiler doğru değilse? Ay’a gerçekten gidildi mi? “We never went to the moon – Ay’a hiç gitmedik”

Bu soruya ilk hayır gidilmedi cevabının bu kitapla verildiğini görüyoruz. Geçen haftaki videomda sizlere komplo teorilerini araştırdığınızda karşınıza genellikle tek bir kaynağın çıkacağını söylemiştim. İşte o kaynak bu kitap. Ay’a gidilmesinden 7 yıl sonra 1976’da yayımlanmış, yine ABD’de. Yani Ay’a gittiğini söyleyenler de Amerikalı, gidilmediğini söyleyenler de… Kitaptaki iddialar daha sonra bu konuda geliştirilen söylemin temelini oluşturuyor.

NASA 1960’lı yıllarda insanları Ay’a götürebilecek bir teknolojiye sahip değildi. Ay’ın yüzeyinde çekilen fotoğraflarda yıldızlar gözükmüyor. Aynı fotoğraflarda optik anomaliler var. Ay’a iniş yapan Lunar modüllerin indikten sonra çok büyük bir toz bulutu oluşturması gerekirdi. Ay’a canlı yayın yapabilecek TV ekipmanı götürüp çalıştırmak imkânsızdır. Ay yüzeyindeki sıcaklığın çok düşük ya da çok yüksek olması nedeniyle astronotların fotoğraf makinelerinin erimiş ya da donmuş olması gerekirdi. Kitaptaki bu iddialara yıllar içerisinde daha pek çok yenisi eklendi.

Hepsi hakkında konuşabilmek bir video süresi içerisinde mümkün olamayacağı için ben en önemli iddialar üzerinde durmak istiyorum. “Van Allen radyasyon kuşağından nasıl geçtiler?” gibi daha mantıklı soruları cevaplamak. Önce teknolojiden başlayalım.

NASA 1960’lı yıllarda insanları Ay’a götürebilecek bir teknolojiye sahipti. Sadece Amerikalılar değil Ruslar da böyle bir teknolojiye sahipti. Apollo uzay araçlarında dijital bir bilgisayar bile kullanıldı. 2 kb RAM ve 36 kb ROM kapasitesiyle bugünkü kol saatleriyle bile boy ölçüşemeyecek bir bilgisayardı ama böyle bir görev için yeterliydi. Benim kuşağımdan arkadaşlar Commodore 64 için yapılan demoları izlemişse küçük datalarla bile neler yapılabileceğini gayet iyi hatırlıyordur. 2 dakika 21 saniyelik şu klipteki animasyon ve müziği bir kişi sadece 256 byte’lık bir kodla yazdı. Apollo görevinde kullanılan bilgisayar dönemine göre oldukça gelişmiş ve yeterliydi. Ayrıca uzay araçları tamamen kendi içindeki bilgisayara bağımlı değildi. Zaten bu bilgisayar daha ilk iniş sırasında Apollo 11’de arıza yaptı ve buna rağmen iniş gerçekleşti. Sovyetler Birliği bilgisayar teknolojisi konusunda daha geride olduğu için Ay projelerindeki uzay araçlarına bilgisayar yerine sadece hesap makinesi koyabildiler.

Bu yöntemle Ay’a ABD’den 10 yıl önce 13 Eylül 1959’da Luna 2 aracını indirmeyi başardılar. Evet Ay’a ulaşan ilk insan yapımı cisim Ruslar tarafından gönderildi. Kısaca o dönemde Ay’a uzay aracı gönderebilmek ve onu indirebilmek teknolojik olarak mümkündü. Riskli ve zor olan şey insanları oraya göndermekti. Aslında o da kolay da onları Ay’a gönderdikten sonra canlı olarak Dünya’ya geri getirebilmek mesele. Dolayısıyla sorulması gereken asıl soru ne biliyor musunuz?

Tüm bu risklere rağmen Ay’a neden gidildi? 

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorum girin.
Lütfen isminizi yazın